Thursday, December 23, 2010

11. Gun: Aylin Bati Seria'da! Yaaaaaa.

Simdi cok gec bir saat ve yarin Tel Aviv'e gitmem lazim sabahin korunde. O yuzden yatiyorum ama yarin aksam doner donmez bunu tazeleyecegim. Yani, aksam tekrar bakin, edit yapip, Nablus hikayesini anlatacagim. Bu arada, artik bir cep telefonum var, gerekli sahislara da iletildi bu numara.

Boyle deyip sonra da soz verdigim gibi yaziyi postalayamadim. Uzerine de az once bitirmisken bu yaziyi, internette olan bir salaklik yuzunden tum yazi kayboldu ve ben simdi Nablus'i tekrar yazmak zorundayim. Bir saattir verdigim ugras, yok oldu. Sinirlenmemeye calisarak tekrar basliyorum anlatmaya.
Gun, 23 Aralik Persembe.

Sabah kalkip idman yapip, Birlesmis Milletler projesiyle ilgili ikinci toplantiya gitmemle baslamis oldu. Ilkine gore oldukca verimli gecti diyebilirim. Daha onceki "Future Visions" belgesi, Yuksek Takip Komitesi ile Israil Yerel Arap Yonetimleri Baskanlari Ulusal Komitesi tarafindan olusturulmus ve genel anlamda "Israil'deki Araplar'in iliskileri, kimlik ve vatandasligi" uzerine yogunlasiyor. Ele alinan konular arasinda "yasal statu, toprak ve iskan, ekonomik ve sosyal gelsim, Arap egitimi vizyonu, Arap Filistin kulturu ve Israil'deki Filistinli Araplar'in siyasal ve ulusal calismalari" var. Israil Araplari ve Yahudileri'nin aralarinda konusup anlasmalari gereken onemli noktalari tespit ediyor. Bu meselelerin tanimlanmasi konusunda, daha once ulkedeki Arap liderler bir araya gelip dokuman ortaya cikarmamis olduklarindan, onemli bir belge bu. Fakat Israilli yahudiler belgeye bildigim kadariyla hicbir noktada dahil edilmemisler. Araplar'in kendi aralarinda bu konulari tartisip taleplerini belirlemis olmalari elbette onemli ve belki de bu belirlemede Yahudi varligina ihtiyac yok. Fakat belgenin genis capli kabulu adina bir ortaklik bir sekilde kurulabilirdi. Neyse, gelelim bizim teklifimize. Buna gore 2 yillik yogun toplantilar, tartisma gruplari, dersler, Arap ve Yahudi akademisyenlerce sunulacak degerlendirmeler sonucunda bu onceki belgede tespit edilen noktalar ve belki de yenileri uzerine yepyeni bir dosya hazirlanacak. Yani bu ortaklasa verilen kararlarin bir belgesi olacak. Halim'e gore mesela 10 konudan 7'si uzerinde mutabakata varirlarsa bu bir kazanc olacaktir. Bunun sonunda soz konusu belgeyi her bir katilimci kendi topluluklarina, guclerinin eristigi makamlara goturup sunacak, savunacak, lobiliycek. Projenin ne kadar basarili olacagini on gormek, pek cok sart yuzunden zor. Ben, kabul gormus ve guvenilir, cokca alintilanabilecek bir akademik belge olmasini da umuyorum. Her ne olursa olsun, basta belirlenen prensiplerden vazgecilmedigi surece, verilen emege degecegine inaniyorum.

Neyse, gunun asil olayi su. Halim toplantidan sonra Nablus'a onunla gitmek ister miyim diye sordu. Nablus Bati Seria'da bir Arap sehri. Itiraf ediyorum ilk basta biraz endiselendim. Ama hayir diyemeyecek kadar da heyecanlandim. Neyse, cok keyifli bir araba yolculuguydu, bol bol sohbet ettik. Cokca ben soru sordum, Halim cevapladi. Yol boyunca pek cok Yahudi yerlesim birimi gorduk. Bati Seria oncesi ve icinde. Bu kadar sik olduklarini dusunmemistim hic. Ben bu isi hala anlamiyorum. Baris gorusmeleri icin bunca niyetli gorunup, bu gorusmelerin onemli bir parcasi olan Bati Seria'da, Filistin'e verecekleri topraklarda bu legal statude yerlesim birimlerine nicin musade eder Israil? Anladim toprak genisletme politikasidir bu, saklanmiyor niyet fakat neden? Baris gorusmeleri icin, en azindan halk nezdinde samimi gordugum Israil'in, hukumet boyutunda bu birimlere yasal izin vermis olmasi, benim gozumde mevcut baris arzularina golge dusuruyor. Oldugundan daha karmasik bir konu da olsa, gozumde mantikli bir aciklama getirilemiyor. Bunun guvenlik icin yapildigi, orada Yahudi yerleskesi oldukca, o toprak Israil sayildigi icin, ulkenin o bolgeden gelebilecek tehditlere daha kapali oldugu dusunuluyor bazi kisiler tarafindan. Bu bence gereksiz bir onlem, eger oyleyse gercekten. Zira bolge guvenligi Filistin otoritesi tarafindan ve hatta Israil kontrol noktalariyla zaten siki gozetimde. Yerleskede yasayan ailelerin varligi, guvenlikten ziyade bariz bir sekilde politik. Israil bu anlamda beni hayal kirikligina ugratiyor.

Neyse, devam edelim. Yolda 3 kontrol noktasindan gectik. Biri Israil icinde, diger ikisi Nablus'a girerken Bati Seria icinde. Son noktada asker de yoktu o gun. Her birinden oldukca rahat gectik. Arabamiz Israil plakali ve belli nereden geldigimiz. Halim'in dedigine gore yabancilar ve Israil vatandasi Araplar'a zorluk cikartmiyorlar, ama Israil vatandasi Yahudiler icin is oyle kolay degil. Eger ben Israil Yahudisi olsaymisim, baska bir yoldan gitmemiz gerekebilirmis. Filistinliler'in Israil'e gecmeleri cok daha zor. Ozel izin kagitlariyla bu gecis saglaniyor, bir aylik alinca sansli sayiliyorsun, gunluk verilenlerde de giris cikis saatlerine riayet etmek gerekiyor. Bu uygulamadaki guvenlik endisesini anlayabiliyorum elbette, ama yine de buyuk sikinti. Yol boyunca kamerayla guzel goruntuler yakalamaya calistim ama insanlar onlari cektigimi fark edince utaniyorum, dolayisiyla pek de istedigim gibi olmadi cekim. Utanmaz ve pervasiz bir kameraman olmayi ogrenmem gerek.

Gozlemlerime gore Nablus tipik bir Orta Dogu sehri. Irak'a benzettim ama yuzeysel bir benzetme benimki elbette. Pek cok bina, Istanbul'da da sikca rastlanabildigi gibi insasi tamamlanmamis gibi, ciplak beton. Sehir merkezi oldugunu tahmin ettigim bir yere geldigimizde canpcanli ve hareketli bir hayat goze carpiyor. Bir suru, sikca yerlestirilmis tabelalar var. Arapca hepsi, arada Ingilizce cevirileri de yapilmis olanlar var. Ibranice yok. Tesetturlu cok kadin ve genc kiz var fakat hatiri sayilir bir sayida basi aciklar da mevcut. Halim'in soyledigine gore 10 sene oncesine kadar mutasiplik bu kadar degilmis. Tesettur bu son yillarda artan bir trend. Gazze'deki durum zaten biliniyor. Hamas tum kadinlarin tesetturlu olmasini mecbur tutuyor. Kizlar ve erkekler ayri derslik veya okullarda lise ve universite egitimlerini aliyorlar. Bir sure sonra Halim'in toplanti yapacagi arkadasi Ahmad'i arabamiza aliyoruz. Ahmad Ingilizce bilmiyor, cokca anliyor ama. Zaten isleri oldugu icin onlar Arapca konustular, bu da bana etrafi izleme ve gunlugume karalama firsati verdi. Oncelikle Bank of Palestine'ne gittik. Modern bir bina, minik bir is merkezi gibi camli boyle; kocaman Turizm Bakanligi binasinin hemen karsisinda. Iceriye girince ust kata ciktik, banka memurlarinin odalarinda insanlar islerini goruyor, asagidaki bankodan farkli. Sira numarasi yok, gozune kestirince daliyorsun iceri. Binadan disariyi izledim, neye baktigimi bilmeden, bir beklentim olmadan, son derece cahil bir gozle, pek cok gazete haberine konu olmus Nablus'a baktim oyle. 

Banka sonrasinda Ahmad'in ikrami bir restorana oglen yemegi yemeye gittik. Kucumser gibi gelmesin kulaga, ama ikinci sinif bir restorana benziyordu. Temiz. Yemekler on numara! 3-4 cesit humus, kozlenmis patlican yani babaganus, taze pide ekmegi, taze salatalik, domates, tursu, falafel, enfes nane cayi... Tipik Arap restorani sanki, catal bicak, kasigi sen istemeden getirmiyorlar, servis tabagi diye bir sey yok, onune pecete acip ekmegini koyuyorsun, ekmegi elinle yemeklere daldirip yiyorsun. Bana gelmez tabii hemen istedim catal bicak. Alelacele onlar dalmadan aldim alacagimi, koydum tabagima. :) Aciktim simdi ya :( Neyse, restoran dolu sayilirdi, aileler, gencler, yemek yiyor, keyifle nargile tutturuyorlar. Restoran ondandir elma kokuyor. Pencere kenarinda sigara icenler de var. Anlasilan tek vejetaryen de ben degilim. Halim hic et yememis hayatinda. Anne vejetaryen, kardesinin aksine, o annesinin yolundan gitmis, halinden memnun. Ahmad feci telasli, hiper aktif bir adam. Ayni yerde uzun sure oturamiyor. Abartmiyorum bunu. Hizli hizli heyecanli, ileriye dogru egilerek, onu duydugundan ve anladigindan emin olmak ister gibi gozunu kirpmadan konusuyor seninle. Yani Halim'le. Nane caylarimiz biter bitmez zengin kalkisi yapiyoruz. Ahmad vakfinin faaliyetleriyle ilgili raporlari Halim'e gosterme sabirsizliginda. Ofisine bakinca, ne kadar titiz, ozenli ve yaptigi isle gurur duyar oldugunu anliyorsun. Duvarlar kadinlar ve cocuklarla yaptiklari aktiviteler, kampanyalar ve atolye calismalarindan fotograflarlar dolu. Her birinde sevimli ve gururlu Ahmad gulumsuyor koseden veya fotonun tam ortasindan. Baris Okulu ile de ufak bir kampanya yurutmusler. Asansorle ofise cikarken Ahmad'in anahtarligindaki fotografa gozum takildi. Kendi fotosu mu diye sordum. Halim kardesinin dedi. O anda tuhaf hissettim kendimi. Icime dogdu gibi. Kardesi simdi nerede diye sormadim. Donus yolunda Halim'den ogrendigim kadariyla Ahmad'in kardesi Ikinci Intifada zamaninda sokakta vurularak olduruluyor. Sokaktaki herkesin savastigi gunler. Halim, Ahmad'in yaptigi isleri desteklemenin en onemli sebeplerinden birinin bu oldugunu soyluyor. Ahmad yaptigi ise tum kalbiylel inaniyor, cocuklar, kadinlar, adina kampanyalar duzenledigi tum insanlar icin bir seyleri degistirebilecegine inanci tam. Bir seyler yapmasi lazim. Halim'e gore Ahmad gibi insanlar, bu enerji, bu motivasyon ve tutkuyla, direnisin yanlis saflarina kolayca cekilebilir. Halim'in bu anlamda hassasiyeti hosuma gidiyor. Ahmad gibi son derece uygunsuz kosullarda, yoklukta boyle onemli seyler basariyor olmak, emek vermek son derece anlamli ve kesinlikle desteklenmeli.

Simdilik Nablus gezisiyle ilgili yazacagim seyler bunlar. Halim'le aramda gecen konusmadan da bir seyler katmaya calistim. Kalanlarla ilgili blog'un ileriki gunlerinde yine eklemeler yaparim diye dusunuyorum. Israilli Araplar konusu ilginc bir konu. Halim'in degindigi, benim uzerine biraz daha cok okuma yapmak istedigim konular var. Simdilik iyi geceler.

No comments:

Post a Comment