Kalktim, sabah 8 idi. Esofmanlari kusanip, gunesin de tadina varmak adina binanin terasina ciktim. Enfes manzara tabii, bir de isitan gunes. sporuma basladim. Arada kedicikler de geliyor yanima, urkek urkek. Zamanla alisacaklar galiba. Simdiden yemek isterken yuzsuzce, one dogru kaykilip bangir bangir miyavliyorlar. Gece olunca da iste boyle uyuyorlar:
http://www.youtube.com/watch?v=kn7ElIQxgIA
http://www.youtube.com/watch?v=agorpZbHC38
Devam edelim. Okulda bir hareketlilik vardi. Yael'in bir toplantisi varmis. Hareketlilik ondan. Bilgisayarimi kurdum ve basladim Turkce brosur uzerinde calismaya. O sirada Halim beni cagirdi disaridan. Bayiliyorum boyle avludan bana seslenilmesine. Bir gittim, Halim ve kizlar takimi kurulmuslar yine Arap kahveleriyle. Bana da bir fincan var. Sohbet guzel guzel ama cogunlukla Ibranice ve Arapca devam ediyorken ben hafif aptal bir ifadeyle siritiyorum, bir yandan da gunesleniyorum. O sirada okulun temizlik islerine bakan Israilli super guleryuzlu kadini beni iceri cagirdi. Iceride radyo acik ve tanidik bir name duyuluyor. Kadin (adini hatirlamiyorum tabii ki) radyoyu isaret edip Turkce Turkce dedi. Turkiye'den bir sarki diyor yani. Sarki Ibranice soyleniyor ama bildigin Zeytinyagli Yiyemem turkusu. Kaldim duman ici daglarda, sevgili yarim nerelerde. Acayip mutlu kadincagiz, e benim de hosuma gitti tabii. O Ibranice ben Turkce azicik mirildandik. Ben sonra bahcedekilerin yanina geri dondum. Halim Urdun'deki workshop'a gidiyor bugun, Pazar donecekler. Ben de geleyim demeye vakit yok artik ama bir sonrakine sen de gelirsin deyince benim yuzumde guller acti tabii, :) Urdun Urdun!
Oglen yemegini iple cektim, hemen geldi. Ahlan Kafe'de Sekel harcamaya benden heveslisi var mi bilmiyorum. Gittigimde Arif bahcedeki arka masalardan birinde renkli kartonlardan keserek kartpostal yapmaya devam ediyor. Ozenle kesiyor zeytin dali desenini ve kartin uzerine yine siluetini kestigi bir guvercinin basina uhuluyor. Arkasinda da besili bir kedi mir mir uyukluyor. Fonda elbette Bashir caliyor. Arif'e gore bikmadan her gun dinlenecebilecek nadir muzisyenlerden. Bu adamin sukuneti beni cok etkiliyor niye bilmiyorum. Dukkanin bir ucundan girip, onun oturdugu uctan cikiyorum. Beni gorunce sasiriyor ve hemen masasina buyur ediyor. Koyden biriyim ya artik, musteri gibi muamele gormuyorum. Hosuma gitti bu. Firsat bu firsat, bastiriyorum ben de sorularimla. Megersem Arif de Dalal gibi Filistinli'mis, Iranli degil. Niye aklimda oyle kalmis, Raida mi yanlis soyledi bilmiyorum artik. Arif 7 sene boyunca San Francisco'da yasiyor. Muhendislik egitimi icin (Lisans ve yuksek galiba.) Bu isin ona gore olmadigina karar verince Ingiltere'ye gidiyor. Birmingham'a once, sonra da Covent Garden'a. Peace Studies doktorasi icin. Tabii bu arada burs bulamiyor. Israil'deki Ingiliz Konsoloslugu yasi 35'in uzerinde oldugu icin burstan yararlanamayacagini soyluyorlar. Onun da butcesi ancak bir senesine yetiyor doktoranin. Birakmak zorunda kaliyor ama akademisyenlik bana gore degildi diyor Arif. Sonra da ben anlattim iste, ne yaptim ne yapmak isterim diye. Dinledi beni dikkatle. Sonra karnim acikti artik benim dedim. Mufaga gectik lebaneli salatali pide sandvicim ve za'atarli ekmegim icin. Lebane peyniri bizim bildigimiz lor peyniri. Annesinin pamuk bir beze yogurdu doldurup suyunu suzdurerek nasil lor yaptigini anlatti. Dedim o hooo Arif, benim babaannem, anneannem de yapar oyle. Sonra annesi ona nasil yogurt yapilacagini ogretmis, ogrenciyken Amerika'da o da yogurt yaparmis. Dedim, Arif, ohoooo benim annem yogurdu hala oyle yapar. Boyle neseli neseli konustuk, sonra ben leziz yemeklerim ve elbette zeytinlerimle ofise dondum. Bu arada ogrendim ki Arif'in sattigi hemen hersey Bati Seria'dan gelirmis. Zeytinler de Israil'de yasayan Filistinli bir ailenin uretimiymis. Faydali bilgiler.
Ofiste pek bir sey olmadi aslen bugun. Epey bir sure Halim'in bana verdigi sim card'i aktive etmek icin ugrastim ama Halim aramadan rahat etmeyecek musteri hizmetleri, dolayisiyla ben de pes ettim. Bir de herkes erkenden cikti gitti, bir tek Yael ve ben kaldik. Avlunun bos kalmasini firsat bilip azicik capoeira oynadim, nasil ozlemisim fark ettim iyice. Capoeira ogrenci sayim artiyor ve fakat. Halim'in oglu Adan'dan sonra simdi de Fatin'in kizi Marva ogrenmek istedigini soyledi. Anahtarimi evde unuttugum icin bugun ilk kez hava aydinlikken, 4 bucuk gibi eve dondum. Timou'yla karsilastik, megersem arabayi almisiz bugun, aksam markete yiyecek alisverisine gidiyoruz.
Biraz blogla ve baska islerle ugrasip aksami 6 bucuk ettim. Timou ile gittik arabayi aldik. Otomatik vites. Markete gitmek icin sehirlerarasi yola cikacagimi ogrenince biraz ter basti ama caktirmadim. Israil'de araba kullanacagim diye heyecan var. Hakli da bir heyecan. Araba kullaniyorum, sagimda Kudus tabelesi, onumde Tel Aviv'e gider oku. Gel de heyecan yapma, fantastik bir durum. Neyse cok guzel bir yol, acayip keyifli bir surusle markete gittik Timou ile. Bana yol boyunca ne kadar kisitli bir paramiz oldugunu anlatan, beyaz peynir almak istiyorum ama pahali bunlar diye soylenirken ben (18 shekel), o zaman almayalim, oteki markete gidince haftaya oradan bakariz veya bu zeytinler cok pahaliymis (29 shekel) yahu diyen Timou, 2 sise kirmizi saraba 100 sekel verdi. Hem de ortam paramizla. Ben de amma pahaliymis saraplar dedim. O da iyisinden almak istedim o yuzden dedi. Ben de, ben de zeytinlerin iyisini almak istedim dedim gururla. Tabii zeytin nere, pahali sarap nere. Uyuz oldum. Neyse.
Arabayla donerken Timou'dan enteresan bir bilgi ogrendim. Filistin trafina hic gecip gecmedigini sormustum. Bati Seria'ya birkac defa gittigini ama Gazze'ye hic gitmedigini, cok guvenli bulmadigini soyledi. Zaten gitmek oyle kolay da degil tabii ki. Her neyse, ilginc olan su. Timou, Gazze'de Hamas tarafindan gecen sene insa edilen dev alisveris merkezinden bahsetti. Dogru duydunuz, Gazze'de halkin en onemli ihtiyaci o olsa gerek, Hamas, Israil'den yardim amacli gonderilen yapi insaat malzemeleriyle bir alisveris merkezi yapmis ve acmis Gazze'de. Yardim amacli gelmis bazi mallar da burada satisa sunulmus. Mesele Gazze'de bir alisveris merkezi nasil olur efendimden ote. Hamas'in, Israil'den veya baska bir ulkeden gonderilmis malzemeleri halk icin degil de alisveris merkezi icin kullanmis olmasini ekonomik bakimdan sehre istihdam getirdi, halk alisverisin tadina vardi diye yorumlamanin abesligi ortada zaten. Fakat isin ahlaken nasil yorumlandigi bu noktada onemli bence. Yani ayni orgutun yine yardim amacli gelen mallari kara borsada kendi halkina parayla sattigi da bilinen bir detay. Bu mekanin acilmis olmasini da Gazze'de hic bir sikinti yoktur, senin benim ulkemdeki fakirlik kadar bir sey var iste, bak alisveris merkezleri bile var diye sunmak da, firsatci ama vasat bir politikadir. Ustelik Hamas'in bunlari saklamak gibi bir derdi de hic olmamis. Filistinliler'in cektigi sikintilarin, yedikleri kaziklarin dunyadaki sozcusu ne Hamas ne Abbas olabilir, bu acik.
Gun boyle bitti iste. Yarin Yael'in duzenledigi, akil hastaliklari uzmanlariyla yapilan bir atolye calismasi var. Sabah erkenden, idman bile yapamadan okulda olmam lazim. O yuzden ben uykuya dalarken, size de Baris Okulu'nun guzide kedisi Nammur'un ve benim miyavlama yarisimizi gonderiyorum. Iste guneslenen bir adet Nammur:
http://www.youtube.com/watch?v=afA8RsXjJvQ
No comments:
Post a Comment