Bugunu en iyi anlatan ifade bu, hicbir sey. Karamsar bir modda soylemiyorum bunu ama. Bol bol yuruyus, kitap okuma ve sohbetle gecti gunum. Ama yogunluk var miydi, is yetistirme, kosusturma, telase, endise var miydi? Yoktu. Sabah biraz yorgun uyandim, neden bilmiyorum. Adam gibi idman bile yapamadim. Hal boyle olunca dus alip kahvalti ettim. Azicik kuruyunca saclarim, koy icinde dolanmaya karar verdim. Hava guzel hatirlarsaniz. Shabattan midir, hafta sonu diye midir bilmem, koy cok sakindi. Guzel guzel. Dolana dolana yolum her zamanki gibi Ahlan'a dustu. Fazla musteri yoktu, gittim bir nane cayi istedim Dalal'den. Cayimi hazirlarken bir yandan da sizin evin orada ve hatta okulun karsisindaki kutuphanede taze nane var, toplasaniza dedi. Yani sanki evladim gelip de burada nane cayina para verecegine kendin hazirlasana der gibi. Musterisine bunu diyen ilk kafe sahibidir kendisi. Hosuma gitti, sakin ha gicik oldum diye yazdim sanilmasin!
Neyse, Ahlan'i da cebimde tasiyabilsem, nanemi de toplarim, cayimi da yaparim. (Ki toplayacagim nane, o ayri.) Neyse bir sure cayimi icip, bir yandan da kitabimi okudum. Orta Dogu'da Azinliklar olani. Gittikce daha cok hosuma gitmeye basladi kitap. Yakinda altini cizdigim yerlerden bir kismini paylasabilirim burada. Ahlan'in musterileri arttikca, bahce kalabaliklastikca ben huzursuzlandim, toparlanip kalktim. Misafir degilim ya ben, sanki yer isgal ediyormusum, islerini engelliyormusum gibi hissettim. Zaten hava da serinlemeye baslamisti. Yuruyuse devam etme karari aldim. Evin hemen yanindaki Ruhani Isler Merkezi'ne gitmek istiyordum zaten. Daha duzgun bir ceviriyle Cogulcu Ruhani Merkez diyebiliriz. Kotu ceviri oldu. Her neyse. Yolda Zekeriya'ya rastladim. Bir evin duvarini onariyordu. Selam verdim, her zamanki sicakligiyla gulumsedi, isini birakip iki dakika benimle sohbet edip arkadasi Voltaire'i tanistirdi. Ev onunmus, Zekeriya da ona yardim edermis. Voltaire adamin adi, dogru duydunuz. Yol uzerinde bir suru araba park etmisti. Sordum nedir durum diye. Megersem merkezde bir toplanti varmis. Sabahtan beri devam ediyormus. Merak ettim indim. Kapilar kapaliydi, kulak kabarttim, bir sey duyamadim. Ben de bahcesine indim. Sessizlik Odasi diye, dev bir golf topuna benzeyen, tavaninda minik 4-5 tane cami olan, hamam gibi yani, bir bina var. Uzayli bir mahlukat. Icine girdigimde epey bir sasirdim ama. Saskinlik veren ici degil, zira icinde 4 kilim, uc bes hasir ve plastik tabure disinda hicbir sey yok. Fakat yapinin sekli yuzunden ayak sesinden, yutkunmana kadar, hasir taburenin citirtilarindan sac telinin hisirtisina kadar duyuyorsun. Duymak ne kelime, bu saydigim seslerin hepsi ciglik gibi geliyor kulagina. Denge de biraz sasiyor tabii. Sessiz kalabilmek icin epey caba sarf etmek gerekiyor, sessizlik basarilan bir sey oluyor, kiymetli oluyor. Anladim diye boyle isimlendirildigini. Biraz oturmak istedim burada, soguk olmasina ragmen. Her sabah gelebilir miyim acaba diye dusunuyorum, meditasyon icin. Evin hemen yaninda, hop isinlan golf topuna! Baska kimse yoksa tabii.
Neyse sonra ciktim oradan, isinayim diye. Bahcesinde acayip guzel bir manzara var, Tel Aviv ve Latrun'a tepeden bakiyorsun. Oturdum manzaraya baka baka, arada da kitabima geri dondum. Bir sure sonra merkezden tek tek insanlar cikmaya basladi. Ellerinde ici yiyecek dolu tabaklar. Dikkatimi cekti, tek baslarina kalmaya ozen gostererek, birbirlerinden farkli noktalara cekildiler. Bir sure sonra eve donmek icin kalktigimda, birbirleriyle konusmadiklarini, benimle de goz temasindan kacindiklarini fark ettim. Saygi duyarim. Timou aksama senlik atesi yakilacak demisti. Bu toplanti, ayda bir kez yapilan farkli dinlerin bir araya geldigi ve kutlandigi bir toplantiymis. Iceride ne yaptiklarini bilmiyorum ama aksamki senlik atesi, veya kamp atesi diyelim, pek eglenceliydi. Kisa kisa ama keyifli konusmalar sohbetler oldu. Ve fakat ben usuyen bir insanim, insanlarla gunduz de tanisabilirim. Diye dusunup, odama cekildim. Ah, ama kamp atesi oncesinde ucuncu ev arkadasim Sausant'la din, Islam'da kadin, dinde kadin, erkek, tanri inanci ve daha pek cok konu uzerine hararetli bir sohbet oldu. Onun odasinda. Detaylarini belki sonra yazarim. Simdi yarin is gunu, ve coktan gec oldu bile. Uyku zamani.
No comments:
Post a Comment