Shalom! Nerede kalmistim?
Sabah 8 oldu odadan ciktim. Soguk banyoda yuz yikamak, mutfagin icler acisi pisligi ve genel haline bakarak burada kahvalti edemeyecegimin idraki vs ardindan iyi geldi.
Zira hava bir mis, bir gunesli, bir civil civil! School for Peace'e gitmeden once, koyu bir de gunduz gozuyle, gunesli gunesli goreyim istedim. Kamera ve fotograf makinemi de aldim sirtima. (Nezo, niye aklimiza gelmedi dijital foto makinesi ya? Boyle analog analog bekle dur film bitsin, basilsin diye..) Yukari asagi yuruye yuruye biraz kayboldum ama oyle guzel ki hava, hem gunesli hem tertemiz. Insanin zihni mi aciliyor, kafasi mi iyi oluyor emin olamadim. Mutlu edici orasi net. Spiritual Center'in (Ruhani Isler Merkezi diyelim ona) uzerindeki Garden of Silence'a (Sessizlik Bahcesi) gelince, daire cizip basladigim noktaya geri dondugumu anladim. Ruhani Isler Merkezi bizim gonullu pansiyonun hemen altinda. Karnim da acikti zaten. Ben de hemen kafa calistirdim, dedim otelde kahvalti servisi vardir. Cici bir otel. Resepsiyonda da guzel bir (galiba) Arap kizi oturuyor. Ve fakat cok sasirdi kahvalti etmek istiyorum deyince. Anlasilan disaridan sirf kahvalti icin gelen pek yok. Oradan cikip aslinda merak ettigim Cafe / Gift Shop Ahlan'a gittim. Yani hem kafe, hem hediyelik esya dukkani. Dun Raida beni sahipleriyle tanistirmisti. Iranli bir cift. Yaslar muhtemelen 50'nin uzerinde. Fakat anlasilan sabah 10'da aciliyor cafe. Hal boyle olunca ben de cantamdaki taze bademlere saldirdim ve School for Peace'e dogru yola ciktim. Cok zarif bir bina burasi. Halim'i gorur gormez tanidim. Beni gordu ama hemen odasina girdi. Ben de pesinden girecekken, adini simdi unuttugum, okulun kedisi yolumu kesti. Kocaman cussesinde komik duran acayip tiz bir sesi ve kisacik bir miyavlamasi var. Sevdirdi kendini azicik, sonra da yol verdi. Sekreter kiz guler yuzlu. Halim kisa ve oz konusan bir adam. Gereksiz kelime sarfiyati yok. Arada gulumsuyor da, test ettim. Bir sure bekledim, sekreter bana okulu gezdirdi. O arada Yael ile tanistim. Yael okulun kurucularindan. Cok tatli bir kadin. Ofise geri dondugumuzde Halim da beni kabule hazirdi. Bana okulu ve benden beklediklerini anlatti. Malesef arastirma merkezi su anda aktif degilmis ama uzerinde calisilacak cok fazla sey var. Grant writing, makaleler, baska yazili duzenlemeler vs. Haftada iki gun tatil isteyebilirmisim, islerime bagli olarak. Raida da zaten istedigim insanlarla beni gorusturme konusunda yardimci olacagini soyledi. Halim ve Yael ile iletisimimin iyi olmasi, guzel olacak. Sonra beni odama goturduler. Halim'in iki yani. Kucuk ama rahat bir oda. Internet hizli. Hava sicacikti ama oda, golgelik yuzunden gunes almiyor, dolayisiyla cok iceride kalinca, klimayi calistirmazsan usuyorsun. Yani ben usuyorum. Inatla kapi acik kalsin, gunesli havayi ve yesilligi gorebileyim derken kapamak zorunda kaldim kapiyi, klimanin isittigi hava iceride kalsin diye. Neyse ama tabii once eve donmem gerekti bilgisayarimi getireyim diye. Ofiste bilgisayarim var ama ben kendi laptopumla rahatim. Eve gittim hemen ama donus yolunda uzun yolu tercih ettim, Ahlan'a ugrar, oglen yemeklik bir seyler alir oyle ofise gecerim diye dusundum. Okuldan cikarken de Yael ve onu minik torunuyla ziyarete gelmis eski bir arkadasina selam caktim. Ahlan acikti. Ismini yarin mutlaka bir yere not edecegim kibar ve az konusan sahibi adam icerisini duzenliyordu. Arkada da hafiften Irakli Munir Bashir ud tingirdatiyordu, hicaz makami. Yiyecek neler var dedim ve sonra da tost istedigimi soyledim. Pide ekmegi cikardi hemen. Ne koyayim icine dedi. Salata ve lebane peynirinde karar kildik. Urdunlu arkadasim Dana bana yillar once verdiydi bir kavanoz zeytinyagi icinde lebane. O gun bu gun, lebane kraldir. O tostu hazirlarken ben za'atar var mi diye sordum. Za'atarli ekmek var diye bir sey cikardi. Gozlerim iyice acildi tabii, acgozluluk ne edeceksin, ondan da isterim, hatta sandvici sarin oglen icin, bu za'atar da kahvaltim olsun, bahcede yiyeyim. Yemegim hazirlanirken ben de dukkani gezdim ve sevgili ailem ve arkadaslarim, param bu dukkanda bitecek bilin. Neler var neler. Nasil guzel fincanlar, el yapimi minik cukur tabaklar, ibrikler, hamsalar, muzik cd'leri ve daha pek cok sey.
Kahvalti tabagim icin burayi tiklayin.
O zeytinler var ya, anneminkilerle hakkini vere vere yarisir. Oyle lezzetliler. Ayrica dikkatinizi cekerim ben zeytin ismarlamadim, sadece za'atarli ekmek istemistim. Zeytin yemekle birlikte geliyor, yaninda da bir bardak su. Ne guzel ikram yahu! Yael'in arkadasi Mikhael de geldi, torunuyla birlikte. O da cay iciyor bahcede. Dukkan sahibinin karisi da geldi, cok guzel bir kadin. Konuskan ve guler yuzlu. Ben doya doya yedim ekmegimi ve zeytinlerimi. Su da guzel geldi uzerine. Sonra eyvallah deyip okula geri dondum ama kafenin tadi damagimda, cikarken de her gun buradayim ben sabahlari artik dedim. Cok istiyorum onlarla sohbet etmeyi, ve kamerayla kaydedebilecegim bir roportaj yapabilmeyi.Aylin Israil'de ne yapar?
Okula gidince kurdum bilgisayarimi odamda, basladim hem blogu hazirlayip ilk yazilari yazmaya, hem de Halim'in bakmam ve redakte etmem icin gonderdigi raporu elden gecirmeye. Cay da koydum kendime. Tabii bu arada Namu mu Nahmu mu ne, ofisin kedisi iste, iceri daldi, gayet yuzsuzce geldi oturdu kucagima. Sevimli de kerata, kovamiyorsun. Oglene dogru yemegimi de yedim, ACAYIP GUZEL bir sandvic.. Yarin da aynisindan alacagim! Hatta iyisi ben eve bu malzemelerden alayim. Bu Almanlar'in abuk sabuk misir gevrekleri vev lastik gibi tost ekmekleri disinda kahvaltidan anladiklari yok. Biri 5 aydir burada, digeri de 2 aydir, hala anlamamislar Akdeniz / Orta Dogu mutfagi nedir diye.
Neyse aksama dogru Halim'in oglu Adan geldi. Sari kuzu! Saclar kivir kivir, uzun, gozler boncuk mavisi, irisinden. Kostur kostur baktim geliyor. Bir yandan da baba! diye bagiriyor. Harbi baba diyor. Arapca ya. Annesi Yahudi mi acaba merak ettim. Oyle cok sarisin Arap gormuslugum yok zira. Neyse, acayip zipir bir oglan, hareketli. Transfer ederim ben onu capoeira derslerime :) Aksam 5'e kadar okulda kaldiktan sonra Halim'in gosterdigi gibi tum kapilari kilitleyip en sonunda alarmi da aktive ettim (tabii bir sefer yanlislikla alarm calisti, yer gok inledi ama sakin kalip hemen kapadim, polis de gelmedi.) Alarmi tekrar kurduktan ve kediyi iceriden kis kisladiktan sonra eve dogru yollandim. Mutfak tam takir, Ahlan'a gittim, coktan kapanmis. Asik surat eve donerkene kopegin biri kovaladi beni! Isiracak diye korktum, bir yandan da bahce kapisini kopek bagli degilken acik birakan akla soylendim epey. Neyse, eve gelince bana bir seyler oldu ve garip bir motivasyonla bok goturen avlumuza daldim. Once yalnizca kendi kapi onumdeki yaprak yigini, islak pis bezler, coraplar ve ayakkabilari temizlemeye kalkistim ama sonra baktim olmayacak boyle tum avluya giristim. 2 battal boy cop torbasi yaprak temizledim, sonra da kovalarca sicak suyla bir guzel yikadim. Kediler bile sasti, ben su doktukce onlara yemek atiyorum sanip suya kosturdular, sonra dalgalar uzerine gelince nereye kacacaklarini sasirdilar. Aptal olduklarindan supheliyim zira her su dokusumde bikmadan ayni hatayi yapip suya kosturdular "aa, sut dokuyo bize!" diye. Gece sonunda sut ve ekmek verdim o ayri.
Kediler demisken, buyurun buradan tiklayin.
Neyse, Alman kiz da bir yandan domates soslu makarna yapti. Mutfagin pisligini dusunmemeye calisarak, avlu temizligim biter bitmez bir tabak da ben goturdum. Hemen ardindan vucut sogumadan dusa girdim, banyoyu da yikamis oldum. Banyo BUZ gibi ve odamdaki klima hala tamir olmadi. Raida'nin dun gece getirdigi sicak hava ufuldegiyle isiniyorum. Yarin buna bir cozum bulunmali. Filistinli Arap diger ev arkadasiyla da tanistim az once. Tatli bir kiza benziyor. 2-3 yildir burada ilkokul ogretmenligi yaparmis. Gonullu degil yani, parali calisan.
Simdi yorgunum, bunu da yazdim ya, artik yatabilirim. Yarin erken kalkip idman yapmak istiyorum temiz avluda. Sonra da Ahlan ve okula giderim. Kamerayi daha iyi kullanmam lazim, abuk sabuk cekimler oldu bugunkuler. Demisken, bu da Neve Shalom'dan Tel Aviv'in bir kismi buradan tiklaniyor.
Laila Tov / Leila Sa'eeda...
(Ibranice iyi geceler) / (Arapca iyi geceler)
sunca zamandir orta dogu'da yasadigima seviniverdim bi an. zeytin ekmegi birak. meze ye, et ye. hadi bakiim.
ReplyDeletekaçarı yok pisliğe alışacaksın :)
ReplyDelete