Thursday, January 6, 2011

23-24-25. Gunler: Arastirma konulari daha bir belirginlesir oldu sanki?

Boyle toptan bir yazis olacak bu ve biliyorum her gun yazacagimi soyledim. Ama belirgin bir gelisme, soyleme deger onemli bir seyler olmadikca, her sey rutininde gittikce, bu yazdigim bolge oylesine tutulan bir gunluk gibi olmaya basliyor. Amac bu degildi oysa ki. 23. gunden bugune vaktimin cogunu okulda gecirdim. Birkac rapor, FGHA websitesi, is ilanlari, Amerika Orta Dogu politikasi uzerine kitabimi okumamla gecti.

Dun harika bir idman yaptim. Bel ve kalcalar dahil yukarisi tatli tatli ham. Aksam 5'ten sonra yaptim idmani, etrafta kimse kalmamisken, hava karanlik, nihayet buldugum bir cift hoparlor esliginde basladim.

Cok guzeldi; fonda Mestre Barrao Preto Velho soyluyor. Berimbau'yu yuksek sesle dinlemeyi ne kadar ozledigimi fark ettim. Ses son kertede, capoeira hareketlerini tekrarlarken, RDA'ya geldigimde Mestre Chuvisco'nun "Yuksek tekme, Cigarra!" diyen sesi kulaklarimi doldurdu. Mandingueiros'u ozledim. Idman sonrasi terli terli eve donus yolu daha bir tatli geldi.

Bugune gelelim. Bugun Hollandali bir sivil toplum orgutunden bir grup bizi ziyarete geldi. Hem koyu gezmek, hem de Baris Okulu'nun faaliyetleriyle ilgili detayli bilgi almak icin. Halim beni de toplantiya davet etti. Nadiren de olsa Ingilizce bir gorusme oldugunda kacirmami istemiyor. Bu insanlar da Kudus ve Bethlehem'de genclerle karsilasma ateolye calismalari duzenliyorlar. En az 10 gun suren aktiviteler bunlar ve aralarda cogunlukla takim sporlarina tesvik ediyorlar cocuklari. Yelken gibi. Bence cok guzel bu. (Capoeira da fena olmaz degil mi, bedene, ruha, kafaya, yaaaaa?)

Bu karsilasma calismalarinin nitelik ve niceligiyle giderek daha ilgilenmeye basladim. Israil ve Filistin topraklarinin hemen her kose basinda bir sivil toplum kurulusu var. Bir ilerleme soz konusu mu peki? Ne yaparlar, nasil yaparlar? Belirgin bir degisim nasil hissedilir? Hissedilmiyorsa niyedir? Kabaca boyle.

Pek cok konu uzerinde duruldu toplantida, genelde her iki taraf da deneyimlerinden bahsetti. Halim vev School for Peace'in deneyimleri Conjunction icin epeyce onemli tabii, hem bolgeyi ve insanlari cok daha iyi tanidiklari ve dilleri bildikleri, hem de bu isi cok daha uzun zamandir yapiyor olduklari icin. Yabanci olacak karsilasma calismalari duzenlemeleri bolgenin yerlileri ve katilimcilar tarafindan nasil karsilaniyor diye sordugumda aksi bir tepkiyle karsilasmadiklarini, tersine konuyla ilgili olduklari icin ve "olabildigince objektif" bir goze sahip olabileceklerinden (bunun ne demek olabilecegi h ala muallakta) araci olmalarina neredeyse minnettar olduklarini soylediler. Bu noktada ben ne kadar yanli veya ne kadar tarafsiz olabildiklerini sordum. Halim de bana nicin yanli olmaya cekindigimi sordu. Ben de taraf turmak ile ve yanli olmanin (Ingilizce'de taking sides ve being biased arasindaki fark) birbirlerinden cok farkli olduklarini, yanli olmanin bazi seyleri hakli cikarma riski tasidigini, taraf tutmanin ise bazen kacinilmaz fakat durumdan duruma degisebilecegini soyledim. Zor bir akil hali. Neyse, bu Hollandali organizasyonun karsilastigi en buyuk zorluklardan biri dil engeli. Katilimcilarin hepsinin Ingilizce biliyor ve kendilerini Ingilizce ifade edebiliyor olmalari gerekiyor. Bu noktada Halim bize, bir kisinin Ingilizce seviyesiyle, soz konusu etkinlikte ne kadar uretken, faydali olabilecegi, sosyal bir degisim yaratma iradesinin ne derece kuvvetli oldugu ayni duzeyde olamayabiliyor. Bu durumda da Ingilizce bariyeri katilimci kalitesini onemli duzeyde etkileyebiliyor.

Hollandali grup, bazi atolye calismalarina Belcika-Fransizi, Hollanda-Eritreli, ve Etiopyali Yahudi birilerini de getirdiklerini soyledi. Uzerinde cok fazla konusamadik ama tekrar gorustugumuzde bu katilimlarin calismayi nasil etkiledigi konusunda onlarla daha detayli konusmayi cok istiyorum.

Toplantida ayrica ezen, ezilen (pasif) ve bir sure sonra itaatsiz olabilecek itaat eden (aktif) kavramlari uzerine de konusuldu. Ustune bir de ezilenin, ezeni bu yukunden kurtarma sorumlulugu geldi. Bu konuda daha cok okuma yapmam gerek. Genel bir bilgim olsa da, henuz yabancisi oldugum kavramlar bunlar.

Yahudi ve Filistinli kimliklerinin bu atolye calismalarinda nasil carpistigi, karsi karsiya geldigi de ilginc konular arasindaydi. Yani bir karsilasma calismasindaki asamalar. Kabaca her iki tarafin birbirine cesitli suclamalarla saldirmasiyla basliyor, saldirilan taraf grubun kimliginin dagilmakta oldugunu fark ettiginde once savunmaya cekilip sonra karsi ataga geciyor, bunu takip eden moral cokusu, umutsuzluk sonrasinda, tam da bu umutsuzlugun bogucu yogunlugu dolayisiyla umut doguyor. Yani diyalog, ortaklasa fikir ve eylem ihtimalleri uzerinde konusuluyor, taraflar birbirlerini dinlemeye daha acik gorunuyorlar. Enteresan bir gozlem ve elbette her atolye calismasi boyle sonuclanmiyor. Odayi terk edip bir daha donmeyen, aglayan da cok. Agir bir konu, hele ki her iki taraftan da insanlar birilerini kaybettiyse veya butun Araplar neredeyse terore meyilliymis gibi geliyor, kendi ic sorunlarini dahi -mesela kadin haklari- halledemezken..., veya Hitler soykirimda geriye Yahudi birakti ki onlar simdi nicin bunca Yahudi'nin hakli olarak olduruldugunu anlayabilsinler gibi son derece densiz ve terbiyesiz, fakat bariz bir sekilde can yakmaya adanmis yorumlar bas gosterirse. Iyi sonuclara geri donersek, bu tip durumlarda Israilli grup ezen olduklari gercegi ve bu konuda nasil bir sorumluluk almalari gerektigiyle yuzlesirken, Filistinli grup da, intihar saldirilari, siddet ve teror saldirilari konusundaki sorumluluklariyla yuzlesmeye calisiyor. Oz elestiri bu anlamda onemli bir konu. Grup kimligin karsi tarafca eziliyorken, onlarin karsisinda oz elestiri yapmak zorlasiyor, tek vucut olup grubu guclendirmek daha onemli bir misyona donusuyor. Bu her iki grup icin de boyle. Sorumluluklari kabul ederken karsi grubun bunu bir zayiflik ve boynu bukuk bir ozur olarak gormesi korkusu yuzunden, karsilikli oz elestiri ve buradan yola cikilarak olusturulacak eylem plani ihtimali guclesiyor. Zor ve ilginc konular.

Gunu markete gidip yiyecek alisverisiyle bitirdik. ISRAIL'DE ARABA KULLANMAYA BAYILIYORUM! Yollar cok guzel ve keyifli. Hava da seker tabii. Timo'nun Svivo diye (adini muhtemelen yanlis soyluyorum yine) bir arkadasi geldi Almanya'dan. 2 hafta bizimle kalacak. Koln'de zihin ozurlu cocuklarin egitildigi bir merkezde calisiyormus. Iyi yemek yapiyor, vejetaryen ve de mutfak aliskanliklari goz yasartacak kadar iyi. Tencerede kalan yemegi ayri bir kaba alip uzerini de strecle kapatiyor vs vs! Bunun serefine ben de aksam bize guzel bir mantarli spagetti yaptim, tabii ki kedileri de besledim. Acayip yuzsuz oldular yalniz, ve de saldirgan. Elimi tabagi almak veya geri koymak icin her goturdugumde koluma tirmanmaya calisiyorlar. Bu da pence demek. Acitiyor.

Son olarak guzel bir haber. Friends of the Earth Middle East baskani Gidon Bromberg'le, Miami'deki hocam Eugene Rothman sayesinde randevulastim. Ay sonu roportaja gidiyorum. Heyecan basti, iyi hazirlanmam lazim, evet.

No comments:

Post a Comment