14 Ocak, Cuma
Sallana sallana uyandim. Olmasi gerektigi gibi erken olamadi ama rahat bir hazirlik oldu tabii. Bir paket noodle, iki parca kiyafet, para ve kameralarla saat 10 civarinda koyun merkezindeki otobus duragina gittim. Hava cok guzel, sicacik. Kesin kararliyim gidecegim bu sefer. Cumartesi aksami koye geri donecegim. Epey bir sure bekledim otostop cekmek icin. En guzeli Tel Aviv'e giden biri olmasiydi tabii ama vakit kaybetmek istemedigim icin beni Ramla tren istasyonuna goturecek ilk arabaya atladim. Ismini hala bilmedigim Filistinli Hiristiyan ilk okul ogretmeni beni Lod tren istasyonuna goturdu. 10-15 dakika sonra Tel Aviv treni geldi. Bileti alirken son durak Tel Aviv mi diye sordum, evet cevabi geldi. Bu nedenle icinde Tel Aviv adi gecen tum duraklari, her halde son duraga kadar sehir icinden gidiyoruz diye es gectim. Neyse ki birine sormayi akil ettim. Coktan gecmisiz sehri, Herziyya'ya gelmisiz. Inip tekrar geri yone dogru baska bir trene binmem gerekti. 8 Shekel daha verdim. Geldigimde otobus duragina gidip beni Eski Jaffa'ya giden bir otobuse bindim. Amac onceden baktigim iki hostelden birine gitmek, oda tutmak ve sonra gezmeye baslamak. Durak isimleri birak yabanci olmayi, benim icin okunmaz sembollerden ibaret. Elimde Tel Aviv haritasi dahi yok. Otobusten biri beni Florentine Hostel yakinlarina geldigimizde uyaracagini soyledi. Bu arada ben de otobusun orta kapisi onunde duruyorum. Sofor megafondan bar bar bagirdi bize dogru. Herkes bana bakinca azarlananin ben oldugunu anladim. Kapiya cok yakinmisim, kapanmasi zormus da mus. Siyahlarin ve cogunlukla Asyalilar'in yasadigi bir mahalleden gectik ve sonra inmem gereken durakta indim. Entel dantel bir yere benziyor, ogrenci oldugunu tahmin ettigim bir suru kisi bisikletler uzerinde veya oylece dolaniyor. Malum, tatil gunu bugun. Kabina diye sokagin girisinde minicik bir acik hava kafesi gordum:
ar kismina gidip calisan iki kizdan birine hosteli sordum. O sirada barda oturan bir cocuk hostelin yerini bildigini, kahvesi bittikten sonra beni oraya goturebilecegini soyledi. Ben de bir kahve ismarladim bu sirada. Guy ile (adi bu cocugun) sohbet etmeye basladik, havadan sudan. Artik ezberden kim ve nereden oldugumu anlattim ben. Yael, kizlardan biri, yari Turk oldugunu, ailesinin oradan Israil'e geldigini soyledi. Azicik Turkce de biliyor. Bana numarasini verdi. Bu hafta musait olmasa da bir dahaki gelislerimde beni evinde misafir edebilecegini soyledi. :) Biraz daha oturup Guy ile Florentine'e dogru yola ciktik. Guy ses muhendisliginde okuyor, okula gitmedigi zamanlarda da bir restoranda asci yamakligi yapiyor. Ailesi Yahudi ama ben ona Yahudi olup olmadigini sordugumda ne oldugumu bilmiyorum dedi. Yani inanan biri olmadigi icin kendine Yahudi diyebilir mi emin degil. Politik konularda konusmayi istemiyor. Ufak bir yerlesim biriminden gelmis Tel Aviv'e. Insanlarla iletisim kurmak icin hevesli hatta neredeyse kendini zorlar gibi, ama cok da bayiliyor olmayabilir herkesle tanis olup takilmaya. Tabii bu benim cok kisa surede yaptigim bir gozlem. Tamamen yaniliyor olabilirim. Sadece politik konularda konusmak istememesini belirtirken biraz gereksiz bir gerginlik hissettim halinde. Karmasik konular bunlar ve konusmak istemiyorum gibi bir seyler dedi. Ben de zorlamak istemedim.
Hostele vardik sonunda. (http://florentinehostel.com/) Sokagi ve binanin kendisini gordugumde aynen Yafa'ya devam etmek istedim ama sirf bir gece uyumak icin iki kati para vermeye de gerek yok diye en azindan hosteli gormeye karar verdim. Iki kat yukari ciktik, resepsiyon, mutfak ve teras ayni katta. Banyolar ve kiz / karma yatakhaneleri de burada. Kizlar odasinda iki ranza ve bir yatak var. Bana bir ranza ustu dusuyor. Tavana yarim kol mesafesindesin ama yatakta ne yapilir, oturulmaz yatilir. 66 Sekel'i hemen odedim, aksam 7'de check'in icin gelmemi soyledi Rafi. Hostel'in sahibi. Genc, bilgisayarinda butun gun facebook basinda takilir gibi bi halli var. Kolunda bir bant var, dun gece bir klube gitmis oldugu ve aksamdan kalma oldugu her halinden belli. Guy'la hostelden cikip Yafa'ya dogru yuruduk. Hostelden eski kente yolu iyice ezberledim, karanlikta geri donmem gerekecek diye. Saat kulesini gorunce eski kente geldigimizi de anladim. Unlu bir kule kendisi. Guy'in aksam 5'e kadar ise gitmesi gerekmiyormus. Biz de oglen yemegini eski kentte birlikte yemeye karar verdik. Sehrin yerlisi en iyi yemek yenecek yerleri bilir. Dr. Shakshuka diye cok guzel bir restorana girdik. Bence websitesine bir goz atin. Guzel bir mekan: http://drshaksuka.rest-e.co.il/ Shakshuka bizim bildigimiz patlilcan biber kizartmasi degil. Biber agirlikli malzemelerin zeytin yaginda tavada pisirilip uzerine yumurta kirilmis hali. Ben patlicanli ismarladim. Guy hangisini ismarladi anlamadim. Cok cok cok lezzetli bir sey bu. Agzimi yaka yaka yedim bitirdim. Sonra Guy isine gitti, ben de Yafa eski kenti gezmeye basladim. Bir dahaki gelisimde de gorusuruz diye sozlestik.
David Raziel caddesinden sallana sallana, ara sokaklara dalip evlerin icine caktirmadan baka baka ciktim. Evlerden biri soyle misal, duvarsiz bir giris kapisi var:
Hava kararmak uzere ve ben denizi gormek istiyorum ama yarin da buradayim diye rahatim. Mazal Shor'dan eski kente giriyorum. Elimde artik bir eski kent haritasi var ama kullanmadim epey bir sure. Nereye gittigini bilmeden, icgudusel tercihler yapma ozgurlugu cok guzel bir sey. Labirent gibi daracik pembemsi tas kaldimlari ve binalariyla eski Yafa da tam buna uygun bir mekan.
Kisa surede binalarin hemen hepsinin sanat galerileri, cogu el isi urunler satan dukkanlar ve koleksiyonerlerle dolu oldugunu anliyorsun. Ne var ki hemen hicbir yer acik degil, sabat salom, malum. Sanki sehri gezen bir tek benim gibi hissettim bir sure. Cuma oldugundan muhtemelen insanlar dinlenmede, yarini bekliyor. Alaaddin'in mekan burasi, masal icinde dolaniyor gibi oluyor insan. Modern sanat galerileri ve artsi fartsi seyler bir sure sonra siniri dahi bozabiliyor. Sokak isimleri zodyak burclarina gore verilmis. Cok zarif mavi seramik uzerine isimler ve burcun sembolu islenmis. Size birkac ornek:
Hava kararmadan az once denize iniyorum. Yani tarihi Yafa limanina. Bu eski kentin tam deniz kenarinda oldugunu soylemis miydim? Soyle bir google aramasi yapinca bu fotolar geliyor ornek olarak:
http://www.google.com.tr/images?q=Jaffa+port&hl=tr&prmd=ivns&source=lnms&tbs=isch:1&ei=8hIzTbDEOoaZOun6xLUC&sa=X&oi=mode_link&ct=mode&cd=2&ved=0CBAQ_AUoAQ&biw=807&bih=607
Deniz cok guzel bir sey. Icinde yasamasak da insan uzerinde onemli bir etkisi oldugu malum. Bir sure Akdeniz'e dogru oyle romantik romantik bakadurdum. Dusuncelere dalmaya calistim, denize bakarkene ama oyle guzel ki su, bakmak ve deniz disinda bir sey dusunmedim. Ve bu da beni rahatlatti. Ah tabii, meditasyonun butun olayi da bu zaten, degil mi? Balik tutan birkac insan vardi. Kafalarinda minik lambalar, baktiklari seyi gorebilsinler diye. Denizden bakinca, nefis isiklandirmayla eski kent cok cok guzel gorunuyor. Bakmaya doyulamayacak guzelliklerden. Limanda oyle yururkene cok az insan olan, daha ticari gorunen bir kisma geliyorum, ve kafami kaldirir kaldirmaz deniz fenerini goruyorum. Kirmizi beyaz bedenli, klasik bir fener. Cok guzel gorunuyor. Gunduz gelip fotografini cekmem lazim diye karar verip, limanin diger ucuna yuruyup tekrar eski kente girmeye karar veriyorum. Bu sirada eski mi eski bir dukkan dikkatimi cekiyor. Icinden cok guzel bir muzik geliyor. Klasik muzik, epey kisik ses. Camin onunde el yapimi metal deniz fenerleri var. Iceride bir suru baska sey. Gemi atolyesi gibi bir yer. Tam ortada bir masada, gemiciye benzeyen bir adam, tebesir tasina benzer bir malzemeyi zimparaliyor, sekilden yeni bir deniz feneri yaptigi belli. Iceride bir de cok guzel, eski olduklari belli birbirinden farkli masa lambasi veya avize var. Tasli avizelerden degil. Ama eskiler. Oyle guzel bir ortam ki, adama ancak iceri gelip esyalara bakmak icin izin isterken hitap edebiliyorum. Baska bir sey soramadim, cekindim. Oyle sessizce dolandim, foto cekmek istemedim. Sonra ciktim gunduz belki gelirim yine diye. Tesekkur ettim, nazikce gulumsedi maketci veya denizci, rica ederim dedi. Ingilizce tabii. Cikar cikmaz caktirmadan deniz fenerlerini cektim ama. Sonra tekrar limana dondum, bisiklete binenlere ozene ozene baktim. "Eski Yafo'ya gider" diye bir isaret vardi daracik bir merdiven uzerinden. Geldigim yerden farkli bir Yafo girisi bulmus oldugumu anlayinca hemen daldim. Cok enteresan bir takiciya cikiyor yol ve sonra devam ediyor. Takici acik. Girdim iceri. Iki kiz degisik bir kil malzemeyle gumus ve altini birlestirerek takilar yapiyorlar. Hamsalar cok hosuma gitti, biraz pahalilar ama camsakizi coban armagani bisiler aldim iste ben de. Ben odeme icin beklerken Rus bir cift iceri geldi. Sonra dukkandan birlikte ciktik, azicik dolandik. Rus asillilar ama New Jersey'den gelmisler Israil'e tatil amacli. Adam Yahudi ve bununla her cumlesinde gurur duydugunu belirtiyor. Hanidiyse sinir bozacak kadar. Ama sevimli bir cift. Arie ve Irine. Dukkanda da kizlardan biriyle golfill mi goldfil mi dogru tartismasina girdilerdi. Komikler. Hava sogumaya basladi iyice. Aksam 7'ye geliyor. Dedim ki kendi kendime, ben iyisi mi hostele geri doneyim artik. Yavastan geldigim yoldan geri yurudum. Bu arada her bir tarafta eski kente dogru seni yonlendiren benden kisa Napolyon heykelleri var, demis miydim? 1799'da Yafo'yu isgal etmis arkadas ve sehri yerle bir etmis vs. Simdi heykeli bir parmagiyla tarihi kente giden yollari isaret ediyor. Saat kulesine dogru inerken, Guy'la daha once onunden gectigimiz tatliciya ilisti gozum. Filistinli orta yas uzeri bir adam ve genc yardimcisi, baklava, kunefe, lokum vs satiyorlar. Hepsi birbirinden lezzetli gorunuyorlar ama icinde peynir oldugu icin kunefe yarisi kazaniyor. Biraz sohbet de ediyoruz. Turkiye'den geldim deyince kunefeyi beles yemis oluyorum. Polat Alemdar'i cok sevdigini soyluyor genc yamak. Ben de sevmedigimi ve niye sevmedigimi soyluyorum. Pek bir etkisi olmuyor. Dukkan sahibine gore Yahudiler'in eski Yafa'yi da Filistinliler'e geri vermesi gerek. Tartismak icin cok gec bir saat. Tesekkur edip cikiyorum dukkandan ve otele yurumeye basliyorum. Simsek cakmaya basladi. Cok dogru bir zamanlama. Otele geldigimin 5. dakikasinda cilgin bir yagmur bastiriyor. Oncelikle Rafi'nin verdigi yatak takimlariyla kafami gozumu yarmadan ranzanin uzerini duzenledim. Sonra keyifle kitap okuyup cay icmek uzere uzeri cadir beziyle kapatilmis terasa gittim. Kitaptan ancak bir iki sayfa okuyabildim zira hostel dolu, herkes konuskan, ben onlardan konuskan. Hemen bir sohbet baslatiyorum, ister istemez, once Ben'le. Boston'dan gelmis bir Yahudi. Haifa'da bir dugune gelmis, bahanesi bu yani, Boston kisindan kacmis oldugu icin cok mutlu hayatindan. Universiteye gitmemis, orada burada calisiyor. Genelde Boston uzerie konusuyoruz, ve Haifa. Yok, Ido'yu tanimiyor, hic capoeira yapmamis. Sohbete Rusya'dan gelmis hematologist bir doktor da katiliyor. Kizin adini hatirlamiyorum. :( Epeyce de konustuk ustelik. O da yahudi, 2 haftaligina St Petersburg'dan tatile gelmis. Ardindan Kanadali ama Ingiltere'de tarih okuyan Matt geliyor. Super keyifli bir sohbete girisiyoruz, birbirimize genelde seyahatimizin nasil gectigini anlatiyoruz. Hemen ardindan Greg geliyor, muhtemelen Iskocyali bir gezgin, Yahudi falan degil. Bolge ilgisini cektigi icin gelmis, terastaki cadirda kaliyor. Geceyi Fransiz Anne ve Rus doktorla kapatiyorum. Anne de bir baska gezgin. Son 15 yildir Fransa'da yasamiyor. Arjantin, Malta sonunda simdi Israil'e yerlesmek istemekte. Masaj terapisti ama Arjantin'den beri siddet kurbani insanlar veya travma hastalariyla calismis. Gonullu olarak organizasyonlara bulunmus. Masaj terapisini bu alanda uygulamak istemekte ama aradigi sponsorluklari veya kurumsal destegi henuz bulamamis. Pemper the world diye bir non-profit kurmus ama pek bir sey olmamis. Israil'de yasamayi hep istemismis (Yahudi degil). Icinden bir ses yasamasi gereken yerin burasi oldugunu soylemis ona. Universitelerle baglantiya gecmesinin ona faydasi olacagini dusundugumu soyledim ama tabii kendi akademik bir gecmise sahip olmadigindan ilgilendigi seye bir destek bulabilir mi bilmiyorum. Yabancisi oldugum bir konu, akademik bir temele dayandirilabilir mi ondan da emin degilim. Sadece ilgimi cekti. Gece 1'e gelmek uzereydi ki artik ranzamin tepesine konmaya ve uyumaya, ertesi gun de erkenden kalkip once tekrar Yafa sonra da Tel Aviv'in merkezine gitmeye karar verdim. Yarin yagmurlu degilmis hava oyle gorunuyor internette.
No comments:
Post a Comment